6/5/2008 · Kategori: Yazilar
Nar İçi Avlulardan Soğuk Zamanlara / Şükrü Erbaş
Açılan kapıyı hemen kapatmak/ Karşılıklı gizlemekti bir şeyleri./ Gelip gidenimiz olurdu ya/ Gülüşmeler bizden değildi. Behçet Necatigil
Neden aklıma çift kanatlı bir kapı geliyor ki komşuluk deyince… Bir kanadı insanın kendi yalnızlığına değen, onu koruyan, bazen hazza bazen cezaya çeviren; bir kanadı bu yalnızlıktan dünyaya açılan, sessizliğini saygıyla başkalarının sessizliğine sunan, varoluşuna insanın ve doğanın sonsuzluğunu ekleyen. İnsanın birlikte yaşamayı buluşu, ne korkuyla açıklanabilir yalnızca, ne de ekonomik zorunluluklarla. İnsanın sevme, çoğalma, büyüme, insan olma mucizesinin ilk hecesidir, başkalarına dokunarak yaşamak. Bizi yalnız annemiz doğurmaz. Biz yalnız kendi evimizde büyümeyiz. Yatağımız evimizden önce sokağımıza kurulmuştur. Her eşik beşiğimizdir. Her bahçe avuçlarımızda açan gökyüzüdür. Sabah bitişik evlerden doğar, akşam bitişik evlere gelir önce. Sokağımızın bir ucu yalnızlığın okuludur, öteki ucu bize kalabalığı öğretir. Her pencere bir başka yanımızı gösteren ayrı bir aynadır. Komşu, bizim ilk hayat bilgimizdir, ölüme dek içimizde çınlayıp duracak olan… Kendimizi de başkasını da komşumuzla severiz biz. Aşkın kanatları mıdır, kalbimizden yürüyen karınca mı; yoksa komşunun kapıları pencereleri mi, bizi evlerden göklere taşıran? Sokağımızı perde perde gölgeleyen bir nazlı kâkül, kirpiklerden dudağa düğümlenen iki pervasız zülüf, tepeden tırnağa göz kesildiğimiz iki ateş ocağı, ciğerimizden kan çekmeye başlamıştır. Sokağımız usul usul daralır. Bilmediğimiz bir acı hiçbir yere sığdırmaz bizi. Başka sokaklara gideriz, başka mahallelere, başka kentlere. Komşularımız eskimeye başlamıştır. Uzaklar bir giz gibi çeker kalbimizi. O sonsuz güven duygusu usul usul bir endişeye bırakmaktadır yerini. Merak, yeni hayatlarla mayalanır, korkuyla büyür, başka sokaklarla yıkar kendini, başka sokaklarla kurar… Biz, usul usul değil, birden bire büyürüz. Baba eski bir çocuktur artık, anne odalarda nilüfer. Kızlar dip odalarda birer oyalı zaman. Bir arkadaş cumhuriyetinin gizli kahramanlarıyızdır her birimiz. Bir kaşımız komşu evin penceresindedir, bir kaşımız içimizdeki ürkekliği burgaçlar durur. Yollar bir giz gibi çeker bizi. Özgürlük dışarılardadır. Bilmediğimiz hayatlar başka diller öğretir bize. Pervasızlıktır bir zaman pusulamız. Diz kapaklarımızdan alın çizgimize yürüyen binlerce yara, uzak hayatların hikâyeleri ile döneriz birgün sokağımıza: “Küçük ahşap bir dizi evlerdi/ On yıl önce o sokak/ Sonra geniş caddelere çıktık/ Apartıman –sizden uzak.” (Behçet Necatigil) Burası mıydı sonsuzluğun evi? Zamanı ilk kez düşünüyoruzdur belki de; ölümü ilk kez; yalnızlık ilk kez kapı pencere duvar olmuştur… Dile, bedene dönmemiş bir aşk, bir avuç bahçelerde solup duruyordur hâlâ. Komşularımız ölümün ev sahipleridir çoktan. Sokak dolusu çocuk, bizim yüz yıl geride bıraktığımız yabancılardır. Bunca uzaktan biriktirip getirdiğimiz gecikmiş bir vefa duygusudur, saygıyla sunacaklarımızı çoktan yitirdiğimiz; öğrenmek pahalıya mal olur.
Ey benim sevgiyle bıraktığım zamanlar… Her penceresine gözyaşından boncuklar dizdiğim evler… Her birinde bin ay boğulan kuyular… Çiğdemlerle, boyalı yumurtalarla baba korkusunu bayrama çeviren yaşama ustalarım… Ey bahçelerin sonsuz yazları… Hangi çocuk bilerek yaşar sizi, hangi büyük unutur sonsuzluğunuzu… “Ey geçmiş! silindikçe, silindikçe bugünle donanırsın.// Ey şimdi! geçmişle süslenirsin sen de.// Ey zaman aralıkları, zaman aralıkları! bilmem ki ne isterdiniz bir gidiş-dönüş biletine.” (Edip Cansever)
Şükrü Erbaş
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
1/5/2008 · Kategori: Siirler

DENİZİN AYRICALIĞI
Kül uzun sürer, demiştim Yenilgisini kutsayan bir sesle Yalnız benim gördüğüm bir uzaklığa bakarak. İstanbul'u insanın evi yapan Bir yakınlıktı gövden ve sözlerin Ihlamur yapraklarından gamzeler alan Ellerin binlerce göldü masada. Gölgesi uzun bir yoldan gelmiştim. Polis çemberinde kaybolmuş caddeler Yalnız kendi suretini soluyan odalar... Ne suların aktığı yer, ne rüzgârın ülkesi Herkes bir yerinden örtüyordu güneşi. Sesinde denizin büyük ayrıcalığı Sen bir başka uzaklığa bakarak konuşuyordun: "Düşü olmayanın yenilgisi de olmaz Yaşadığı her şey dokurken ömrünü Pişmanlık insanın kendine kötü bir oyunu." Gözlerin mi düşlerim mi bilmiyorum Masmavi büyüyor bozkır geldiğimden beri... 1996ŞÜKRÜ ERBAŞ
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
24/4/2008 · Kategori: Siirler
ÜÇ NOKTA
Büyük konuşanlar Alınlarında eğri olmayanlar Yalnız yükseği görenler Herkesin ortasında yürüyenler Bütün ışıkları yananlar Sesi menevişsizler Güzü küçümseyenler Gözyaşına arkasını dönenler Kendini mutluluk bilenler Sessizlikten korkanlar Yalnız eşyalarına gülümseyenler Öyküsünde öteki olmayanlar Kederle kirlenenler Aynası buğusuzlar Kışa yolu düşmeyenler Kalbi ölüm mühürlüler Penceresi dışa açılmayanlar Aşktan utananlar Güzelliği kimsesizler Dili şiddet olanlar Gövdesi sözünden önce gelenler Dünyaya dokunmayanlar Unutanlar, unutanlar Ey tek heceli darlık... O mevsimim ki herkesten yapılmış Üç noktayla biten bir cümleyim artık..ŞÜKRÜ ERBAŞ
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
24/4/2008 · Kategori: Sozluklerde Sukru Erbas
Şükrü Erbaş
Vikipedi, özgür ansiklopedi
Şükrü Erbaş (d. 1953, Yozgat), Türk şair ve yazar.
1953'te Yozgat'ta doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Yozgat'ta tamamladı. Ankara'da Gazi Eğitim Enstitüsü Sosyal Bilimler Bölümü'nden 1978'de mezun oldu. Toprak Mahsulleri Ofisi'nde memurluk ve yöneticilik yaptı, bu kurumdan emekli oldu. Yarın dergisi yazı kurulunda görev yaptı (1984). Edebiyatçılar Derneği'nde yöneticilik görevinde bulundu (1993-1999). Şair, halen Antalya'da yaşamaktadır.
Şükrü Erbaş, ilk şiirini Varlık dergisinde, 1978 yılında yayınlandı. "Yolculuk" adlı şiir kitabıyla, 1987 Ceyhun Atuf Kansu şiir ödülüne değer görüldü. Ayrıca, "Dicle Üstü Ay Bulanık" şiir kitabıyla 1996 Orhon Murat Arıburnu şiir ödülünü, "Üç Nokta Beş Harf" şiir kitabıyla 2002 Ahmed Arif şiir ödülünü ve "Gölge Masalı" adlı şiir kitabı ile de 2005 Ömer Asım Aksoy şiir ödülünü kazandı.
Şiir, edebiyat ve yaşam üzerine denemeler yazdı. Denemelerini "İnsanın Acısını İnsan Alır" (1995) ve "Bir Gün Ölümden Önce" (1999) adlı kitaplarında toplayan Şükrü Erbaş'ın, "Gülün Sesi Gül Kokar" (1998) adlı, yazarın düzyazılarından oluşan bir kitabı da vardır.
Yapıtları
- Küçük Acılar (1984)
- Aykırı Yaşamak (1985)
- Yolculuk (1986)
- Kimliksiz Değişim (1992)
- Bütün Mevsimler Güz (1994)
- Dicle Üstü Ay Bulanık (1995)
- İnsanın Acısını İnsan Alır (1995)
- Kül Uzun Sürer (1996)
- Gülün Sesi Gül Kokar (1998)
- Bir Gün Ölümden Önce (1999)
- Derin Kesik (1999)
- Üç Nokta Beş Harf (2001)
- Sarkacın Kalbi (2002)
- Yalnızlık Heceleri (2003)
- İnsan Sevmezse Ölür (Seçmeler, 2004)
- Gölge Masalı (2005)
Ödülleri
- 1987 Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü
- 1996 Orhon Murat Arıburnu Şiir Ödülü
- 2002 Ahmed Arif Şiir Ödülü
http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9E%C3%BCkr%C3%BC_Erba%C5%9F
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
24/4/2008 · Kategori: Sukru Erbas Hakkinda Yazilan
|
|
![]() Yazar Adı: Selma Ağabeyoğlu Yazar İletişim: selma2216@yahoo.com |
|
Salyangozları topluyorum kaldırımdan. Sabahın ilk ışıklarını. Sessizlik yürüyor. Nar ağacının kabuğundan Japon gülünün yaprağına… İki güneş çizgisi, iki yağmur buğusu. Bir çıtırtı halinde, ölmesin diye hayat. Avucunun içinde, bahçeye. Sokak uyanmadan. Bir gizin içinde öylece duruyorum. Toplanıp açılıyor kabuk. Duygusunu benden alıyor doğa. Sonsuzluğu seriyor önüme. Sardunyalar yedi kırmızıya bakıyor. Deniz değil bu, uyuyan gece. Mine çiçeklerinden bir gök yüzü. Bütün zamanların içindeyim. Ölüm. Geçtim korkundan…
Kaynak: http://www.ozgurhaber.net/modules.php?name=Kose_Yazilari&file=yazi_oku&sid=384 |
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
24/4/2008 · Kategori: Kitaplar
|
Gölge Masalı Şükrü Erbaş Everest Yayınları / Şiir Dizisi Kalabalığın uzun sürmüş sözüne |
************************************
***********************************
|
İnsanın Acısını İnsan Alır Şükrü Erbaş Everest Yayınları / Şiir Dizisi Ayrılılk ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede, ne güz, ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte… İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi |
************************************************
|
Kül Uzun Sürer / Derin Kesik Şükrü Erbaş Everest Yayınları / Şiir Dizisi Sesin, çocuğum senin, taşlara can veren |
**********************************************
|
Yolculuk / Kimliksiz Değişim Şükrü Erbaş Everest Yayınları / Şiir Dizisi
Ölümün ömrü yok, ölümün yüreği yok |
**************************************************************
|
Üç Nokta Beş Harf / Yalnızlık Heceleri
Ben bir iyiliğim, diyorum |
***********************************************
|
Aykırı Yaşamak
Günler yağmur alacasını giyindi |
*******************************************************
|
Yalnızlık Heceleri Şükrü Erbaş Ümit Yayıncılık Şükrü Erbaş'ın şiiri, hayatın bütün gözeneklerine sızan, oradan kederli bir iyimserlikle dönüp, bizi kendimiz ve dünya hakkında düşünmeye götüren bir şiir. Ayrıntı ile bütün, lirizm ile ironi, birey ile toplum arasına gerili, saygılı ve ince denge. Alçakgönüllü bir bilgelik. 'Öteki'ndeki biz. Sarkaç. Sözcüklerin yalınlık içinde bir daha ışıması. Her has işte olduğu gibi kendini incelikle geri çekmiş emek. |
************************************************************************
|
Derin Kesik Şükrü Erbaş Ümit Yayıncılık / Edebiyat Dizisi ... |
*************************************************
|
|
| |||||||||
Başlamak için en uygun sözcükler; suyun sertliği ve Doğu... "Orada esmer ve uzun adamlar/Evleri onarmak için/Dağlara başladılar"sa, o, mağlupların Türkçe´siyle, gecikmiş bir halkın erkenci çocuklarını gidiyordur...." Ji bo destpekirinê bêjeyên herî guncav; hişkbûna avê û Rojhilat... Ger ku "Li wê derXê zilamên dirêj û esmer/J bo selihandina malan/Dest bi çiyayan kiribin" bi wê, Tirkiya têkçûyîyan, dihere ji zarokên zûhati yên geleki derengmayî re... ... (Arka Kapak´tan)
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
19/4/2008 · Kategori: Yazilar
YAZ KIZIM: AYRILIK NE BİLİYOR MUSUN?
“Ayrılık o köpüklü öpüşlerin ardından kalkıp ağzını yıkamanla başlamıştı.Ben bulutları gösterirken,bulmacanın ‘beş harfli bir yemek’ sorusuna yanıt aramanla halkalanmış;”aşkın şarabın ağzını açtım/ yar yüzünden içti murt bende kaldı” türküsü tenimde düğümlenirken odadan çıkışınla yolunu tutmuş;dağlarda öldürülen çocukların fotoğraflarını kenara itip,’bu eteğin üstüne bu bluz yakıştı mı’ dediğinde varacağı yere varmıştı çoktan.”
“Okuduğum bir şiir için;”Bizim evde yaşananları size kim anlattı” diye boynuma sarılan çocuklarla karşılaştım ben; Van ’da,Keşan’da,Adana’da“diyor Şükrü Erbaş.
Şükrü Erbaş; 7 Eylül 1953 tarihinde Yozgat’ta doğdu.İlk ve Orta Öğrenimini Yozgat’ta tamamladı.Ankara!da Gazi Eğitim Enstitüsü Sosyal Bilgiler Bölümün’den mezun oldu.(1978)Toprak Mahsülleri Ofisi’nde memurluk ve yöneticilik yaptı ve bu kurumdan emekli oldu.
İlk şiiri 1978’de Varlık Dergisinde yayımlanan Şükrü Erbaş’ın ilk şiir kitabı altı yıl sonra çıkacaktır. Bu altı yıl,ülkede bir askeri darbenin yapıldığı korkunun ve tedirginliğin egemenliğini sürdürdüğü,toplumsal ve kültürel bir yozlaşmanın başlangıcı olan uygulamaların kimi siyasi partiler tarafından bir dönem olması açısından,yoğun geçen bir altı yıldır.1984 ise Yarın dergisi yazı kurulunda görev yapacak ve Edebiyatçılar derneğinde de yöneticilik yapacaktır..
Şükrü Erbaş, sırasıyla:
“Küçük Acılar”(1984),”Aykırı Yaşamak”(Küçük Acılarla birlikte 1985),”Yolculuk”(1986),”Kimliksiz Değişim”(1992),”Bütün Mevsimler Güz”(1994),”Dicle Üstü Ay Bulanık”(1995),”İnsanın Acısını İnsan Alır”(Deneme 1995),”Kül Uzun Sürer”(1996),”Gülün Sesi Gül Kokar”(Yazılar 1998),”Bir dün Ölümden Önce”(Deneme-1999),”Derin Kesik”(1999),”Üç Nokta Beş Harf”(2001),”Sarkacın Kalbi”(2002),”Yalnızlık Heceleri”(2003) ve “Eşikler ve Kirpikler”(2003) adlı kitaplarının yanı sıra bu bilgileri de derlediğim 2004 yılında çıkan “kendi sesinden şiirler,Eşikler ve Kirpikler” adlı Güvercin Müzik etiketiyle bir de şiir albümü bulunmaktadır.Bu yapıtlarının yanında;Ceyhun Atuf Kansu(1987),Orhon Murat Arıburnu(1996) ve Ahmed Arif (2002) şiir ödüllerini de almış olan Şükrü Erbaş,son dönem şiirimizde kendine has bir yer edinmeyi başarmıştır.
Şairin ilk zamanlar iç dünyasına yaptığı yolculuk ve sorgulamaların yarattığı hüzün yerini dış dünyaya yönelik sorgulamalara ve bunun yarattığı duyarlılığa bırakır.Bu değişim,tema ve duyarlılık açısından da bir değişimin habercisidir.
Dönemin beraberinde getirdikleri onu toplumsal şiire yöneltmiştir.Kendi deyimiyle;”İlk zamanlar herkesin kullandığı sözcükleri onlardan farklı kullanabilme becerisi,ayrıcalığı” olan şiir daha sonra bir yaşama biçimine oradan da “insanı ve dünyayı anlama,bu iki gizil gücü kavrayıp yeni dünyalara çağırı çıkarma biçimine” dönüşür.Bu dönüşüm aynı zamanda günlük yaşam ile sıkı bağlar kuran bir şairin şekillenmesi anlamını taşımaktadır.
Şükrü Erbaş,toplumsallığın imgeye,şiirin diline nasıl dönüştürülebileceğinin de örneklerini sunmaktadır.
Onun şiirlerinde ki “çocuklar,kirpikler,eşikler ve kadınlar”,seçtiği imgeler ve bu imgelere yüklediği anlamlar açısından örnek oluşturabilir.Erbaş’ın şiirlerindeki yoğunluğa bakarak,onu,”çocukların,kirpiklerin,eşiklerin ve kadınların şairi” olarak nitelemek mümkündür.

“…nereden mi anlıyorum yaşlandığımı? / Kadınlar daha güzel, kadınlar daha uzak”
İlk bakışta bireysel temalarla birlikte anılan bu imgeler hem bireysel duygulanımların hem de toplumsal koşulların ürünü olan şiirlerinde farklı işlevlere sahiptirler.”Tanıdım Seni” adlı şiiri imgelerin kullanımı hakkında bize bilgi verecek niteliktedir.
“…Seni kendimden tanıdım kirpikleri kırık çocuk / Yüreğim sürekli çiğnenen bir yol / Gövdesi acılardan acılara köprü…/Biraz öfke,biraz umut,çokça onur olan kendimden./Eğildim öptüm yıkık alnından/Uzaktın,kıyamadım sessizliğine/Biraz daha dedim içimden biraz daha;/Gün olur,onuru güzel çocuk/Acı da yakışır insanın yüreğine.”
Günlük yaşam sadece “küçük insanlar” olarak nitelendirilenlerin yaşamıyla sınırlı değildir kuşkusuz.Toplumun yapısında,yaşam tarzında,kültüründe büyük tahribatlar yaratmış olan 12 Eylül darbesi de Şükrü Erbaş’ın şiirinde yansımasını bulur.Ancak birbirinden bağımsız gibi duran birçok alanı etkilemiş olan böyle bir olayı şiirsel bir dille anlatmanın kolay olmadığının da farkındadır.Hem içeriği doğru aktarabilmek için hem de şiirsel dili yakalayabilmek için “nehir şiiri” olarak nitelenebilecek Yolculuk”u yazar.
Kısacası Şükrü Erbaş’ın şiiri;”kirpikleri kırık çocukların”,duyarlılıkların eşiğine girip yüreklerde umut,özlem,paylaşım,dürüstlük ve eşitlik gibi insana yakışır daha nice duygunun yaşam bulduğu bir dünyayı yaratabilme çabasındaki bir pusuladır..
“Ayrılık ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar,ne güz,ne ceplerde tren tarifesi ne de turna katarı gökte…İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık.İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini,birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine.Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken duvarlara dalıp dalıp gitmesi.Türküsünü söyleyecek kimsesi kalmamak ayrılık…”

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
19/4/2008 · Kategori: Siirler
AĞARAN BİR SUYUM
Nerden mi anlıyorum yaşlandığımı Kadınlar gittikçe daha güzel Güneş daha hızlı adımlıyor gökyüzünü Sular daha soğuk rüzgâr daha serin Eskiden her konuda konuşurdum istekle Bir geniş gülümsemeyle dinliyorum şimdi Büyük yapılar ışıklı çarşılar bitti Ara sokaklara salaş kahvelere gidiyorum Kurtulmak için çırpındığım çocukluğu Yeniden öğreniyorum çocuklardan şaşarak Bütün sesler çın çın bir yalnızlık oluyor İçimden geçenleri söyledim sanıyorum Birisi bir şarkı söylemesin kederle Tenimde bir titreme kirpiklerimde buğu Kısa söz basit eşya kedi sevgisi Aktıkça ağaran bir suyum zamanın ırmağında Nerden mi anlıyorum yaşlandığımı Kadınlar daha güzel kadınlar daha uzak...ŞÜKRÜ ERBAŞ
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
19/4/2008 ·

Şükrü Erbaş'ın Toplu Şiirlerinin birinci cildi Toplu Şiirler 1 Kanguru Yayınlarından çıktı. Toplu Şiirlerin Birinci cildinde bir araya getirilen kitapları şunlar:
Küçük Acılar (1984)
Aykırı Yaşamak (1985)
Yolculuk (1986)
Kimliksiz Değişim (1992)
Bütün Mevsimler Güz (1994)
Dicle Üstü Ay Bulanık (1995)
Ve biz sorarız, ne zaman bulutlansak
Yapraklarla örtülü bir zamana bakarak
Şimdi neden acı verir eski mutluluğumuz?..
Ve bir gün ne yapsak bitecek bir dünyayı
Hangi korkuyla böyle çoğaltıp dururuz?..
Şükrü Erbaş, ilk şiirini Varlık dergisinde, 1978 yılında yayınlandı. "Yolculuk" adlı şiir kitabıyla, 1987 Ceyhun Atuf Kansu şiir ödülüne değer görüldü. Ayrıca, "Dicle Üstü Ay Bulanık" şiir kitabıyla 1996 Orhon Murat Arıburnu şiir ödülünü, "Üç Nokta Beş Harf" şiir kitabıyla 2002 Ahmed Arif şiir ödülünü ve "Gölge Masalı" adlı şiir kitabı ile de 2005 Ömer Asım Aksoy şiir ödülünü kazandı.
Şiir, edebiyat ve yaşam üzerine denemeler yazdı. Denemelerini "İnsanın Acısını İnsan Alır" (1995) ve "Bir Gün Ölümden Önce" (1999) adlı kitaplarında toplayan Şükrü Erbaş'ın, "Gülün Sesi Gül Kokar" (1998) adlı, yazarın düzyazılarından oluşan bir kitabı da vardır.
2007 Bin Umut Ankara 1. Bölge milletvekili adayı. .
Yapıtları

Ödülleri

Yorum (yok) Yorum yaz!


